15 Ekim 2026, PerşembeKünyeİletişimRSS
Hukuk, yargı ve mevzuat gündemi
Basından

Nükleere Hukuk Dar Geliyor

Basından1 dk okumaHukuki Haberler
Nükleere Hukuk Dar Geliyor

Türkiye'nin yarım asrı aşan nükleer santral serüveni, defalarca yargı engeline takıldı. Yüksek yargıda süren davalar iptallerle sonuçlanınca hükümet, Akkuyu projesini Türkiye ile Rusya arasındaki ikili bir uluslararası anlaşma çerçevesine taşıdı. Hukukçular, santralin iç hukuk denetiminin dışına çıkarılmasının geri dönülmez sorunlar yaratabileceğini söylüyor.

1955'li yıllardan beri gündemde olan ve 2011 itibarıyla hız kazanan Mersin Akkuyu Nükleer Enerji Santrali Projesi'nin ihaleleri son 40 yılda dört kez iptal edildi. Son ihale 2008'de yapıldı; tek teklif veren Rus ortaklığının fiyatı yüksek bulunarak süreç tıkandı. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'ne bağlı odaların açtığı davada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 16 Eylül 2009'da ihale sürecine ilişkin yönetmelik hükümleri hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Uluslararası anlaşma yolu

Yargı kararlarının ardından hükümet, santralin yapım ve işletmesini doğrudan Rusya Federasyonu ile imzalanan hükümetler arası anlaşmaya bağladı. Anlaşma 2010'da TBMM'de onaylanarak yürürlüğe girdi. Anayasa'nın 90. maddesine göre usulüne uygun yürürlüğe konmuş uluslararası anlaşmalar kanun hükmünde olup bunlar hakkında Anayasa Mahkemesi'ne başvurulamıyor. Böylece ihale mevzuatı, çevresel etki değerlendirmesi ve kamu ihale denetimi gibi iç hukuk araçlarının büyük bölümü devre dışı kaldı.

Anlaşmaya göre santrali Rus tarafının kuracağı proje şirketi inşa edecek, işletecek ve üretilen elektriğin belirli bir bölümünü 15 yıl boyunca sabit fiyatla devlete satacak. Hukukçular, uyuşmazlık hâlinde tahkim yolunun öngörülmesinin Türk mahkemelerinin yetkisini daralttığına dikkat çekiyor.

Eleştiriler

Çevre örgütleri ve meslek odaları, uluslararası anlaşma yönteminin yargı denetiminden kaçmanın bir aracı olarak kullanıldığını savunuyor. Akkuyu'nun deprem kuşağına yakınlığı, soğutma suyunun Akdeniz ekosistemine etkisi ve atık yönetimi konularının ÇED sürecinde yeterince tartışılmadığı ileri sürülüyor. Hükümet ise enerji arz güvenliği ve dışa bağımlılığın azaltılması için nükleer santralin zorunlu olduğunu, anlaşmanın her iki ülke parlamentosundan geçtiğini ve uluslararası hukuka uygun olduğunu belirtiyor.

Sinop'ta planlanan ikinci santral için de benzer bir model gündemde. Nükleer tartışması, hukuk devleti ilkesi ile enerji politikası arasındaki gerilimi önümüzdeki yıllarda da yargının önüne getirmeye aday görünüyor.

Bu haber 20 Ağustos 2012 tarihinde yayımlanmıştır. Metindeki süreler, oranlar ve düzenlemeler o tarihteki mevzuatı yansıtır; sonradan değişmiş olabilir.